8/5/2008

Fahişe

Fahişe
 
saklamış sevdayı parmak izlerinden yorulmuş bedeninde
Neonların kırmızısını solumuş gülüşünde
hayallerinin kanamalı hali...



şehri izliyordum penceremden
mini elbiseli kadın arabadan inene kadar.

Hızla uzaklaştı parasıyla hükümdar adam
Bir araba dolusu seviş gitti
Bir kadın taştı sokağa,
Bin araba dolusu utanç.

Çaresiz kimliklerin tenini deliyor topukları
Pişmanlığını yolarcasına çekiştiriyor eteğini
Bacaklarındaki mora karışmış önce dudak sonra parmak izleri
Kasıkları aç sevicilerin dağınık yatağı


tebessümler intiharda gülümsemelerin gölgesinde
Penceremden seni izliyorum.
Sen benden habersiz.

Üstü açık bir utanç yanaşıyor yanına
Belli ki havası kadar yok parası
Gidiyor...
dalıyorsun.
Köşe başında esrar kokulu adam
Ütüsü tek çizgi, yüzü dikiş içinde
Mavi bir ışık yok ediyor erkek duruşu

Sen ordasın – kıpkırmızı -

orospuya bak diyordu – şişeyi fırlatırken
Fren sesine karışan gölge
Gülüyorsun, mecburdun.

vesikalı bir hayat yazıyordun.

Lacivert bir kapıya uzanırken
Karanlık geceye uzanırsın
Bir araba dolusu adamlık alır seni

Bir araba dolusu utanç.

Bilmediğin kaçıncı yatakta devrildi ay
Kirpiklerinde çapak kadınlığına dolan döl
Neonlar söner,
Ayaz tutmuş güneş sıyırır çarşafı
Adamlar gider, kokular iz üzerinde

Duvardan düşer zaman
Düne ölen güne gülen
Maske masken üstüne

Hayata meydan okuyuşun bu sevişmeler
Hayata meydan okursun aslında sevişmeden
 
 Arzu ALTINÇİÇEK

2/11/2006

Ölümü biriktirmek

  İşte yine başladı Vahşi balıklar açlığında, Yıldızlar günü ısırmaya. Gün kanayacak Uykular, yastığın baş ucunda Mavi düşler Rengini atmış. Puhu kuşu çökmüş şehrin üstüne Deniz kendini saklarcasına bürünmüş derin sessizliğe Dalgalar birşeyleri gizlemek istercesine Çığlık çığlığa Nankör kıyılarda küçük bir çakıl taşı Ağlamakta ince kumlara Denize düşen yıldızların dudağında yakılan ağıt Şair, martıların denize susuzluğunda Kustukça şiirini Köpürüyor kuduz mürekkep Hüzne mayalanıyor mavi. Kadehte, kırmızı damlalar Yalnız kabusların teri. Bir yanda küf kokusu sinmiş Üzüm gözleri, mahsene kilitli Bir yanı can diyor Bir yanı can veriyor sevdaların Yar saçları yerine, kefene dolanmış aşk Mayıs böcekleri dolaşıyor Kuru yaprak aralarında Yapraklar.. Günü öldüren, duvarda ki kağıt gövdeden Düşüyor yere Siz zamanı tüketiyorsunuz takvimlerde Ben ölümü biriktiriyorum bir köşede Küçük bir çakıl taşı ağlıyor benim için Yıldızlar bir bir gömülüyor sulara Karardıkça şehir Aydınlanıyor derin sular Yıldızlar ısırmaya başladığında güneşi Şehir susuyor, Şiir savuruyor, ölümün küllerini

Son Yazılarım

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı